Depremin o ilk gününde enkaz altında kalan, henüz yıkılmamış binalarında mahsur kalan yakınlarımızı aramaya çalışırken, Ankara'daki bir bakan TV ekranlarına çıktı ve "öyle gerekiyordu" diyerek, internetimizi kestiklerini söyledi! Mutluyum... Aynı Ankara, 6 Şubat 2023'ün o ilk üç gününde yardımı koordine edemediğini açık açık itiraf edip, "hakkınızı helal edin" derken, "helal olsun" diyenlerin bağrışlarını dinledik! Mutluyum...

6 Şubat 2023 depremlerinin Hatay ayağında canlı kalanlardan biri olarak, başkalarının sürekli "hayattasın" söylemine de uygun olarak, mutlu olmalıyım!
Mutlu?
Yok, haklılar...
21 yıldır sürdürdüğüm gazetecilik hayatımın Antakya birikimlerini şehrin enkazında bıraktım! Mutluyum... Doğduğum, büyüdüğüm, hayatımı kazandığım şehrim, sevdiklerime mezar oldu, ki bazıları bulunamadı bile, 'kayıp' dendi! Mutluyum... Depremin dördüncü senesi içindeyiz, ama ne şehrimin sokaklarında insanlar yürüyor hâlâ ne de aynı sokakların dükkanları kepenklerini açabiliyor! Mutluyum... Depremin o ilk gününde enkaz altında kalan, henüz yıkılmamış binalarında mahsur kalan yakınlarımızı aramaya çalışırken, Ankara'daki bir bakan TV ekranlarına çıktı ve "öyle gerekiyordu" diyerek, internetimizi kestiklerini söyledi! Mutluyum... Aynı Ankara, 6 Şubat 2023'ün o ilk üç gününde yardımı koordine edemediğini açık açık itiraf edip, "hakkınızı helal edin" derken, "helal olsun" diyenlerin bağrışlarını dinledik! Mutluyum... Hala normal hayatlarına dönememiş deprem kentlerinin borçlarına yönelik özel düzenleme beklerken, "ödeme zamanınız geldi de geçiyor" dercesine bizleri normalleştirenlere şahitlik ettik! Mutluyum... Depremin o ilk günlerinde, bir hayat boyu biriktirdiklerini, yarı yıkık binalarından, hayatlarını riske ederek çıkartmaya çalışanlara seslenen biri bakan, iki Hatay milletvekilinin verdiği 'eşya sözü'nü aynı şehrin enkazında kaybettik! Mutluyum... O sözü verenler, sanki o sözü onlar vermemiş gibi hayatlarına kaldıkları yerden devam etti, hesap bile vermedi! Mutluyum... Deprem öncesi sahip olduğumuz evleri bizlere borç senediyle verenlerin, bizlere ev diye servis ettiklerinin hayal kırıklığında olmak yetmedi, bir de bizleri şehrin her tarafına dağıtan bir uygulamaya mecbur bırakıldık! Mutluyum... 6 Şubat depremlerinin daha ilk ayında, kentin Valisinin, iktidar partisinin davetiyle, enkaz altındaki şehrini bırakıp milletvekili olma yolunda Ankara'ya gitmesine tanıklık ettik! Mutluyum... Yaşadığım şehrin hastaneleri yıkıkken, o hastaneler altında ölenler varken, koca şehir en pansumana ihtiyacı olduğu anları yaşıyorken, kentin İl Sağlık Müdürünün de Valisinin yolundan Ankara'ya gidişini izledik! Mutluyum... Böylesi bir trajedinin karanlığı altında yolunu bulmaya çalışan bizlere bunlar yaşatılırken, bu durumu normalleştirenlerin rahatlığında boğulduk! Mutluyum... 6 Şubat depremlerinin en fazla yakıp yıktığı Hatay'ın matemine, dinmeyen ağıtlarına, süregelen arama kurtarma çalışmalarına rağmen, aynı seçimin sonuçlarını kutlamak için sokaklara çıkıp da zafer sloganları atanların mola almış insanlıklarında durduk! Mutluyum... Bugün hala 80 binin üzerinde kişinin konteyner kentlerde yaşadığı bir Hatay gerçeğinde teslim edilen evlerdeki skandal işçilik sorunlarını aynı borç senediyle bizlere teslim edenlerin rahatlıklarını kabullendik! Mutluyum... Türkiye'nin en zenginleri listesine bir çok ismini veren bir şehir adına, yaşanan mağduriyet için bir araya gelmesi, bir imece ruhu oluşturması beklenen sermaye sahiplerinin 'yaparsa devlet yapar' hallerinde durduk! Mutluyum... Hatay'ın birçok noktasında, tarımsal alanlar inşaatlar için kamulaştırılırken, tapulu mallarının ellerinden kayıp gidişini engellemeye çalışanların çaresizliğinde kaldık. Mutluyum... Binlerce zeytin ağacının iş makinelerinin kepçeleri arasında sökülmesini izlerken, parmaklarımızın arasından kayıp gidenlerin hesabında birbirimizi kaybettik! Mutluyum...
Haklısınız,
...bizler çok mutluyuz!
Normalleştik sayenizde, daha ne isteyelim!
Verdiğiniz her sözü tuttunuz, sizlere nasıl teşekkür edelim!
Ciddi ciddi, 'helal olsun' deyip de, sizlere teşekkür etmemizi mi bekliyorsunuz, eldeki bu listenin kalabalığında? Bir yurttaş olarak, bir Hataylı olarak, bir depremzede olarak, bir gazeteci olarak, helal etmiyorum!
Yok, aslında bir şey var, teşekkür etmem gereken!
Bizlere çok güzel bir ders verdiniz...
Bizleri yönetenlerin, en ihtiyacımız olduğu bir zamanda bizleri terk edebileceğini gösterdiniz! Enkazlar arasında birbirimizi bulmaya çalışırken, 'öyle gerekiyordu' deyip de internetimizi kestiğini büyük bir rahatlıkla söyleyebilen bir bakanın buna rağmen suçlanamayacağını gösterdiniz! Koskoca bir bakanın ve iki milletvekilinin, acının en derin olduğu bir noktada TV ekranlarına çıkıp "yanınızdayız" dediği ve 'eşya sözü' verdiği bir ülkede, yanımızda hiç kimseyi bulamayacağımızı gösterdiniz!
En kötüsü de ne, biliyor musunuz?
Güven duygumuzu yok ettiniz!
İşte asıl enkazımız da bu!
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.