Hedef gösterilmesi üzerine beş yıldır İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’ndan çıkarılan trans kadın öğretmen Zoe Lila yaptığı basın açıklamasında "Varoluşumu, kimliğimi ve kamusal alandaki emeğimi dar 'genel ahlak' kalıplarına sığdırmaya çalışanlara karşı Öğretmen Sendikası çatısı altında bir kez daha haykırıyorum: Haklarımı, kimliğimi ve öğretmenlik mesleğimi bürokratik ya da kurumsal baskılarla elimden alamazsınız. Trans kadınları güvencesizliğe hapsetmeye çalışan bu ayrımcı zihniyete karşı okumaktan, üretmekten ve öğretmenlik yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!" dedi

Trans kadın öğretmen Zoe Lila'nın hedef gösterilmesi üzerine beş yıldır İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığı Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’ndan işten çıkarılmasına karşı basın açıklaması yaptı.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın (Öğretmen Sendikası) genel merkezinde yapılan açıklamaya Eğitim Sen, Sosyal-İş Sendikası, İnsan Hakları Derneği de katıldı.
Burada yapılan basın açıklamasında konuşan Lila, trans kadınların çalışma hayatından sistematik bir şekilde dışlandığını vurgulayarak "Yasal kimlik güncelleme sürecimin ardından hedef gösterildim, ifşaya uğradım ve ağır bir nefret söylemiyle karşı karşıya kaldım. Fiziksel güvenliğim tehlikeye atıldı. Bu baskı sürecinin sonunda ise sırf trans kimliğim gerekçe gösterilerek sözleşmem yenilenmedi. Karşı karşıya kaldığım bu durum, yalnızca bireysel bir işten çıkarma değil; anayasal güvence altındaki çalışma hakkımın idari ve transfobik baskılarla fiilen gasp edilmesidir" ifadelerini kullandı. Yaşadığı hak gaspının TBMM gündemine taşındığını değinen Lila, "Bu süreç artık yalnızca bireysel bir hak ihlali değil; kamu otoritelerinin anayasal yükümlülüklerinin sorgulandığı bir insan hakları meselesidir" dedi.
Avukatları ile hukuki süreç yürüttüklerini ve yaşadığı sürecin hukuki hiçbir dayanağı bulunmadığını aktaran Lila; Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesi, 49. maddesinde düzelenlenen çalışma hakkını ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun ayrımcılık yasağının yanısıra Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. ve 14. maddeleri ile Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 2/2 ve 6. maddelerine dikkat çekti.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu'na da (TİHEK) başvurduğunu belirten Lila, şu ifadeleri kullandı:
Başvurumuzda da altını çizdiğimiz gibi; devlet kurumlarının ve özel öğretim kurumlarının görevi, trans yurttaşların anayasal haklarını yok saymak ya da onları çalışma hayatının dışına itmek değil; tam tersine bu hakları eşitlik ilkesiyle korumaktır. Sarıyer Özel Açı Ortaokulu’nda sözleşmemin yenilenmemesi suretiyle işten çıkarılmam, anayasal güvencelerin kağıt üzerinde bırakıldığı ve trans bir kadının çalışma hakkının cezalandırıldığı açık bir hak gaspıdır.
Varoluşumu, kimliğimi ve kamusal alandaki emeğimi dar 'genel ahlak' kalıplarına sığdırmaya çalışanlara karşı Öğretmen Sendikası çatısı altında bir kez daha haykırıyorum: Haklarımı, kimliğimi ve öğretmenlik mesleğimi bürokratik ya da kurumsal baskılarla elimden alamazsınız!

Açıklamada "Trans kadınları güvencesizliğe hapsetmeye çalışan bu ayrımcı zihniyete karşı okumaktan, üretmekten ve öğretmenlik yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!" ifadelerini kullanılarak şu talepler sıralandı:
Lila, haklarını geri alana dek mücadelesini sürdüreceğini vurgulayarak açıklamayı sonlandırdı.
Sendika.Org