Ülke insanını bu karanlık yola sevk edenler, devlet kadrolarına sızma kolaylığı sağlayanlar, ekonomik imtiyazlar sağlayanlar, vatandaş nezdinde bu yapıya dair yaşanan tüm tereddütleri giderenler, 'Hoca Efendi' denenin siyaseten çok güçlü olduğu izlenimini verenler, bu yargı fırtınasının ne kadar içine alındılar, ne kadar soruşturuldular?

Bugüne kadar,yargıdan emniyete, askeriyeden eğitim ve bankacılık sektörüne, ülkede hemen her noktada organize olabilmiş Fetullah Gülen Cemaati'nin nasıl olup da bu kadar büyüyebildiğini, nasıl bu kadar güçlenebildiğini, ama en çok da, milyonları nasıl bu kadar rahat (!) kandırabildiğini konuştuk, konuşurken de çok sorduk, "onları bu denli inandırıcı yapan neydi" diye!
Bugünün cemaati yapıları farklı mı?
Onlar da çok güçlü, muazzam para kaynakları ve sahip oldukları şirketler noktasında özellikle de. Bugün, en büyüklerden birine yapılan polis operasyonları ile ortaya çıkan tabloyu ve o tablodan düşen bol sıfırlı rakamları izlerken, bir inanç yapısını finansal bir deve çevirme konusundaki yeteneklerini daha iyi anlıyorsunuz anlamasına da...
FETÖ deneni, bu son örnekten ve diğerlerinden daha üst bir seviyeye çıkartan, basit bir cemaati yapının ötesine taşıyan, Türkiye'de on milyonları peşinden koşturan bir inanç (!) imparatorluğuna dönüştüren şeyi, tam da bu noktada iyi ve doğru okumak gerek!
Hepimiz yıllarca izlemedik mi, TBMM kürsüsünden, 'Hoca efendi' deneni cansiperane savunan siyasileri!
Hepimiz yıllarca dinlemedik mi, Türkçe Olimpiyatları adı altında düzenlenen organizasyonlarda konuşan Bakanların bile 'Hoca efendi' söz konusu olduğunda ceket ilikleyen hallerini!
Hepimiz yıllarca görmedik mi, “ne istedilerse" aldıklarını, aldıklarıyla ne kadar büyüdüklerini, büyüdükçe de güçlenen politik kimliklerini, güçlendikçe artan takipçi sayılarını, onlara inandırılan milyonların vazgeçilmez adresi oluverdiklerini!
İzledik, dinledik, gördük, hatta anladık...
İzlediğimiz, dinlediğimiz, gördüğümüz ve anladığımız bu kadar şeyin karşılığında suçlananların 'siyasiler dışında herkes' olduğu gerçeğini en çok da!
O yüzden de cemaat denenin yargılanan yöneticileri değil derdimiz, ama bu ülkenin 'inandırılan' milyonları! Açılan bir cemaat bankasının kurdelesini kesen siyasilerin verdiği o gülümseyen "güvenin” mesajları... "Hocam dönün artık, bu hasret bitsin" diyenlerin politik / medyatik kimliklerinde yükselen "Onlarla birlikteyiz" mesajları! “Ne istediyse alan” yapının oluşturduğu riske karşın, onları her şartta savunanların yarattığı “cemaatle dayanışma” kültürü! Fetullah Gülen'in Amerika'da yaşadığı dönemde yanına giden, onunla fotoğraf çektiren ve bunu da gururla paylaşan o çok bildik siyasilerin "hepimiz aynı gemideyiz" söylemleri...
1960'ların ortasında ortaya çıkan ve çok eski bir geçmişi olan cemaati yapının yöneticileri tabii ki suçlu, ülkeyi taşıdıkları o kanlı darbe girişimi süreci yüzünden sonuna kadar suçlu hatta ama...
Derdimiz; inandırılan milyonlar, inandıkları için mağdur olanlar, “adli işlem”, “gözaltı”, “tutuklama”, “mahkumiyet” ve “kamu görevinden ihraç” başlıklarında hayatları bir anda değişenler, "kandırıldık" deyip de aklanamayanlar!
Tek sorum var: Ülke insanını bu karanlık yola sevk edenler, devlet kadrolarına sızma kolaylığı sağlayanlar, ekonomik imtiyazlar sağlayanlar, vatandaş nezdinde bu yapıya dair yaşanan tüm tereddütleri giderenler, 'Hoca Efendi' denenin siyaseten çok güçlü olduğu izlenimini verenler, bu yargı fırtınasının ne kadar içine alındılar, ne kadar soruşturuldular?
Cevap!
Var mı?
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.