Resmi Gazete'de 5 Eylül'de yayımlanan Tayyip Erdoğan imzalı kararla 35.505 hektarlık bir alan hakkında petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında "acele kamulaştırma" kararı verildi. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği yaptığı açıklamada "Trakya halkının toprağına tapu şerhleri veya tebligatlar gelmesini beklemeyeceğiz! Trakya'nın 'acele' talanından bu toprakların gerçek sahiplerine kalacak tek şey yıkılmış bir doğa olur. Toprağımıza, geleceğimize sahip çıkacağız!" dedi

Resmi Gazete'de 5 Eylül'de yayımlanan Tayyip Erdoğan imzalı kararla 35.505 hektarlık bir alan hakkında petrol ve doğalgaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında "acele kamulaştırma" kararı verildi. İlgili çalışmada TPAO’nun yanı sıra Transatlantic, Valuera Energy, Petrako, Thrace Basin National Gas ve Pinnacle Turkey gibi uluslararası sermaye grupları da yer alıyor.
Bu karar Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Gelibolu’yu kapsayan geniş bir bölgeyi ilgilendiriyor. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği'nin açıklamasında "Yaşam alanlarımızın, doğal kaynaklarımızın “kamu yararı” kılıfiyla metalaştırılması, sermayeye peşkeş çekilmesi kabul edilemez" denildi. Dernek açıklamasında bu karara karşı mücadele edecekleri ifade edilirken "Trakya halkının toprağına tapu şerhleri veya tebligatlar gelmesini beklemeyeceğiz! Trakya'nın 'acele' talanından bu toprakların gerçek sahiplerine kalacak tek şey yıkılmış bir doğa olur. Toprağımıza, geleceğimize sahip çıkacağız!" ifadelerine yer verildi.
Açıklamada kaya gazı üretiminin yaratacağı riskler şöyle sıralandı:
1. Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kirlenmesine neden olur!
Kimyasal sızıntı riski: Çatlatma sıvısında kullanılan kimyasalların, kuyu borularındaki çatlaklar veya kayaçlardaki doğal fay hatları sebebiyle içme suyu olarak kullanılan yeraltı akiferlerine (su tabakalarına) sızma riski çok yüksektir.
Geri dönüş suyu yönetimi: Basılan sıvının bir kısmı yer üstüne ağır metaller, radyoaktif maddeler ve yüksek oranda tuz barındıran tehlikeli bir atık su olarak geri döner. Bu suyun arıtılması, depolanması veya derin kuyulara enjekte edilmesi ciddi çevre kirliliği riskleri doğurur.
2. Aşırı su tüketimi demektir!
Tek bir kuyunun hidrolik kırma işlemi için milyonlarca litre (yaklaşık 10.000 ila 30.000 metreküp) tatlı su harcanır. Özellikle kuraklık çeken veya tarımın yoğun olduğu bölgelerde, kaya gazı üretimi yerel su kaynakları üzerinde çok büyük bir baskı oluşturur ve su krizini tetikler.
Trakya, Türkiye’nin önemli tarım alanlarından biridir. Toprağımız üretim, yeraltı sularımız ise yaşam kaynağımızdır. Üstelik bölgemiz yıllardır ciddi bir su krizi ile karşı karşıyadır. Ülkemizde kişi başına düşen temiz tatlı su miktarı 1300 metreküpken bu miktar Trakya'da 250 metreküpe kadar düşmüş durumdadır, bölgemiz böyle bir su stresini kaldıramaz.
3. Yapay depremleri tetikler!
Hidrolik kırma işleminin kendisi küçük sarsıntılara neden olsa da, asıl tehlike atık suyun yer altına çok yüksek basınçla geri enjekte edilmesidir. Bu işlem, fay hatlarındaki sürtünmeyi azaltarak normalde durağan olan fayları harekete geçirir ve hissedilebilir derecede yapay depremlere (genellikle 3 ila 5 büyüklüğünde) yol açar.
4. Kontrolü imkansız metan sızıntıları bölgede sera etkisi yaratır!
Kaya gazı (metan), karbondioksite kıyasla atmosferde ısıyı tutma kapasitesi ilk 20 yılda 80 kattan daha fazla olan çok güçlü bir sera gazıdır. Sondaj, üretim ve taşıma aşamalarında meydana gelen kontrolsüz metan sızıntıları, kaya gazının kömüre kıyasla daha "temiz" bir alternatif olduğu argümanını çürütmekte ve iklim krizini hızlandırmaktadır.
5. Hava kirliliği nedeniyle ciddi sağlık sorunlarına neden olur!
1.200’den fazla kuyuda petrol ve gaz için hidrolik kırma sürecinde perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFAS) olan ve asla kaybolmayan zehirli kimyasalların kullanıldığına dair kanıtlar ortaya serildi. Raporda, PFAS’lar, çok küçük miktarlarda bile toksik olan ve çevrede parçalanmayan sentetik maddeler olduğu yer alırken, zamanla vücutta birikerek çeşitli (kanser vd.) ciddi sağlık sorunlarına neden olurlar.
Kuyu sahalarından havaya karışan benzen, toluen ve ksilen gibi uçucu organik bileşikler (VOC) yerel halkta kanser, solunum yolu hastalıkları, doğum kusurları ve sinir sistemi bozuklukları riskini artırır.
Trakya Halkı "Acele Kamulaştırma" kararının karşısında!
Toprağımıza, suyumuza sahip çıkıyoruz. pic.twitter.com/QBTQxNYf7U
— Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği (@edirnecevregon) September 25, 2026
Sendika.Org