ABD'de ikinci başkanlık dönemini yaşayan, ilk dönemi itibariyle de ABD demokrasisi ve adaleti adına çok eleştirilen Donald Trump, bugün, onu hayatları pahasına savunan isimlerle yoluna devam ederken, o isimlerin dünün hikayesinde mola alalım istiyorum, beraberce

Birinin dediği gibi;
Yalan söylediklerini biliyoruz. Yalan söylediklerini biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar. Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz. Eldeki hikaye bu kadar net olsa da, yalan söylemeye ve yüzlerini saklamaya devam ediyorlar!
Bugün, bu kısa ve özet hayat gerçeğimizi, biraz Washington'dan örneklerle konuşalım istiyorum. Haklısınız, bunu en çok da Ankara nezdinde konuştuk, "kimler kimlerle beraber" hikayesi başlığında biraz da... Konuşurken de şaşırdık, 'nasıl olur' dedik, "daha düne kadar..." diye başlayıp, geçmişi sorguladık. Sorgularken de bugünü anlamaya çalıştık.
Yok, anlamadık...
Belki de normali buydu!
O yüzden, Washington'dayız...
O, 'düne kadar...' hikayesinde, bugün olanlarda...
ABD'de ikinci başkanlık dönemini yaşayan, ilk dönemi itibariyle de ABD demokrasisi ve adaleti adına çok eleştirilen Donald Trump, bugün, onu hayatları pahasına savunan isimlerle yoluna devam ederken, o isimlerin dünün hikayesinde mola alalım istiyorum, beraberce. Yalan ve gerçeğin birbirine karıştığı siyasetin koridorlarında mutlu mesut aile pozları verenlerin o 'dün' hikayesinde durup, biraz düşünelim istiyorum.
Konuşacağımız isimler; JD Vance (ABD Başkan Yardımcısı), Lindsey Graham ( Trump’ın, Senato’daki önemli müttefiklerinden biriydi), Ted Cruz (Trump’ın Senato müttefiklerinden biri) ve Marco Rubio (ABD Dışişleri Bakanı)!
Türkiye'de de ABD'de de çok paylaşılan bir videoya dair, bu dört isim! Video, bu dört siyasetçinin, 2015-2016’da Trump’a karşı sert eleştirilerini (eski klipler) ve 2022-2026’da Trump’ı destekledikleri / yanında durdukları anları karşılaştırıyor, ki aslında siyasetin karanlık koridorlarında yankılanan ayak seslerinin nasıl yan yana gelebildiğine dair çok daha karanlık fısıltılar paylaşıyor.
JD Vance (şu an ABD Başkan Yardımcısı) ile başlayalım mı?
Öncesini herkes hatırlıyor sanırım! Trump'ı eleştirdiği zamanları kastediyorum... Mesela; "Trump, kültürel bir eroindir! Bir süre insanlara iyi hissettirir, ama asıl sorunları çözemez.” Vance, bir diğer konuşmasında, Trump için, "Amerika’nın Hitler’i olabilir mi, diye düşünüyorum" diye sorar! JD Vance, daha da ileri gider ve, “Trump’ı midem kaldırmıyor. Zehirli! Beyaz işçi sınıfını çok karanlık bir yere götürüyor" der. Vance'ın finali biraz sert; "Trump, sevdiğim insanları (Göçmenler, Müslümanlar) korkutuyor. Bu yüzden onu iğrenç buluyorum.”
Sonrasına dair çok şey var ama, 2022’de, Trump’ın yanında, “Save America” (Amerika'yı kurtaralım) mitinginde konuşurken görünen JD Vance, Trump’ı, “medyanın anlattığı karikatür değil, insanlara gerçekten önem veren biri” diye savunmuş. Haklısınız, değişim müthiş!
Yakın dönemde yaşamını yitiren Lindsey Graham, geçmişte, Trump'ı "ırkçı ve yabancı düşmanı" olarak nitelendiren biriydi, uzun bir süre de Trump karşıtı isimler arasında yer aldı. "Üniformalı adamlarımızın savaştığı değerleri temsil etmiyor" diyen Graham, “Eğer Trump’ı aday gösterirsek, mahvoluruz ve bunu hak ederiz" diyecek kadar da katı bir muhalefet sergiledi. Ancak 2017 sonrası, özellikle de 2020’ler ve 2026'da, 'deli" ve hatta 'kaçık' dediği Trump’la yakınlaştı, golf oynadı, dış politika ve askeri konularda onu en fazla savunanlardan biri oldu. "Üniformalı adamlarımızın savaştığı değerleri temsil etmiyor" diyen Graham'ı, 2026’da, Trump yönetimini, özellikle askeri operasyonları överken izledik. Hatta öyle ki, Trump'ı ve temsil ettiği gücü, "güçlü liderlik” olarak tanımlamasına bile şahitlik ettik.
Trump’ın Senato müttefiklerinden biri olan Ted Cruz'da sıra... Cruz, geçmişte, Trump'ın, ailesine ve eşine yönelik söylemlerine sert bir şekilde cevap vermişti. Trump için, “Bu adam, patolojik bir yalancı" diyen Cruz, "Ağzından çıkan her kelime yalan" diyecek kadar da emindi söylediklerinden. Sonrası mı? Özellikle de 2016 sonrası ama... Bu dönemin Ted Cruz'u, Trump için, “Amerika’yı kurtarıyor” tarzı konuşmalar yaptı ve Trump’ın en aktif senatör savunucularından biri oluverdi.
Ve, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio! O da Trump'a asla güvenmediğini söyleyen isimlerden biriydi. Trump'ı 'tehlikeli' bulduğunu söylerken, "Nükleer kodları eline veremeyiz" bile dedi. “Small hands” (küçük eller) esprisiyle de, Trump’ın erkekliğiyle dalga geçecek kadar ileri gitti. Hatta, Trump'ın yüzünün 'turuncu' rengine işaret ettiği bir konuşmasında, “Make America Great" (Amerika’yı muhteşem yapacak) söylemini, "Make America orange” (Amerika’yı turuncu yapacak) ifadesiyle değiştirdi ve bu durumla alay etti. 2016 sonrası, onun da kırılma noktası! Marco Rubio için Trump, artık “güçlü bir lider”!
Onların, bu 'öncesi / sonrası' hikayesinde, bizlerin göremediği şeyi merak ediyorum! Trump'a bu kadar hakaret ederken ve onu her haliyle eleştirirken, ne oldu ya da ne değişti ki, inandıkları her şeyi terk edip Trump'ın korumaları arasına katıldı, bu dört isim de?
Belki de soru şu;
Siyasetin karanlık, ama bir o kadar da kârlı koridorlarında usulca yan yana yürüyenlerin o herkesi korkutan fısıltılarına karışan vazgeçilemeyen paylaşım ne ki, tüm bunlar yaşanıyor?
Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.