Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün üzerinden iki yıl geçmesine rağmen dosyadaki gizlilik kaldırılmadı. Manipülatif bilgilerin sık sık yeni bilgi olarak gündeme getirilmesi gerçeğe ulaşılmasını zorlaştırırken, olayı aydınlatabilecek en güçlü delil halen açılamayan cep telefonu

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024 tarihinde kaldığı Seyyid Fehim Arvasi Kız Öğrenci Yurdu’ndan çıktıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Cenazesi, 18 gün süren arama çalışmalarının ardından, 15 Ekim 2024’te Mollakasım Mahallesi'nde Van Gölü sahilinde bulundu.
Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümünün üzerinden iki yıl geçmesine rağmen "Rojin'e ne oldu" sorusu yanıtlanmadı. Rojin Kabaiş'in vücudunda iki erkeğe ait örneklerin bulunması, ailenin açıklamaları, dosyadaki gizlilik kararının devam etmesi, telefonun açılmaması ve HTS kayıtlarından bir sonuç elde edilememesi, dosyadaki belirsizliği gün geçtikçe daha da derinleştiriyor.
Olayın yaşandığı günden bu yana birçok iddia ve manipülatif bilgi ortaya atıldı. Ancak bunların çoğu doğrulanmadı. Yanı sıra bazı iddialar tekrar tekrar yeni bir veri olarak kamuoyunun gündemine getiriliyor. Bu durum dosyayı daha da çetrefilli hale getiriyor, hakikate ulaşılmasını da zorlaştırıyor. Peki iki yıllık süreçte neler yaşandı?

Van Barosu, olaya dair Rojin Kabaiş'in kaldığı yurda ait kamera kayıtlarını, kimlerle görüştüğünü, yurda giriş-çıkış bilgilerini ve yurt/fakülte içi kamera kayıtlarının tespitini talep etti. Soruşturma kapsamında şimdiye kadar YYÜ rektörü ve yeğeni, güvenlik görevlileri ile köylüler dahil 650'den fazla kişiden DNA örneği alındı. Bu örneklerden ne kadarının incelemeye tabi tutulduğu bilinmiyor. Yanı sıra çevre köylerdeki ve kampüsteki tüm erkeklerden toplu DNA taraması yapılması istemi, savcılık tarafından "genele matuf, soyut ve ölçüsüz" gerekçesiyle reddedildi.
Rojin Kabaiş'in yuttuğu iddia edilen suyun Van Gölü suyu mu yoksa başka bir su mu olduğunun belirlenemedi. ATK raporunda ölüm zamanına ilişkin kesin ve bilimsel bir kriter sunulmadı. Rojin Kabaiş'in ne kadar süre suda kaldığı ise belirsiz. Van Barosu, "Diatom testi" ve fethi kabir (mezarın açılması) yöntemleriyle Rojin Kabaiş’in suda mı yoksa suyun dışında mı boğulduğunun tespitini istedi. Ayrıca otopsi sırasında alınmış bulunan numuneler ile yuttuğu suyun Van Gölü suyu mu yoksa başka bir su mu olduğunun belirlenmesini talep etti. ATK, "diatom bilimsel yönteminin Türkiye’de uygulanmadığı, uygulanamayacağı ve bilimsel olarak sağlıklı bir yöntem olmadığı" yanıtı verdi.

Rojin Kabaiş’in üzerinde iki farklı erkek DNA'sı tespit edildi. Bunun üzerine bulaş riski olan herkesin DNA örneklerinin alınarak, bu bulgularla karşılaştırılması istendi. Şüpheli DNA'ların cenazeyi taşıyanlar dışındaki olası şüpheliler yönünden taranması talep edildi. Ancak bu talep yerine getirilmedi, otopsi raporunda elbiseler üzerinde yalnızca yüzeysel inceleme yapıldı. Elbiseler üzerindeki biyolojik ve DNA incelemesi Adli Tıp Kurumu yerine emniyete verildi. Yine elbiselerde başkaca kişilere ait DNA profillerinin bulunup bulunmadığının bilimsel yöntemlerle saptanması halen yapılmadı. Ceset incelenmesinde midede çıkan atık ile Rojin'in yurta son yediği akşam yemeğinde bulunan gıdalarla aynı olup olmadığının tespiti talepleri de ATK ve İl Tarım Müdürlüğü tarafından olumsuz cevaplandı.
Rojin Kabaiş’in kaybolduğu yerin tespiti, cansız bedeninin suda sürüklenme yönünün aydınlatılması ve ayağındaki terliklerin bulunması amacıyla yürütülen çalışmalar, cenaze bulunduktan sonra durduruldu. Terliğin bulunması için Van Gölü kıyısının tamamını kapsayacak arama çalışması talebine henüz yanıt verilmedi.
Rojin Kabaiş'in cansız bedeni bulunduğunda ayağında çorap tespit edilmemişti. Rojin Kabaiş’in yurttan çıkış anına dair kamera görüntülerinin yüksek çözünürlükte incelenerek, yurttan ayrıldığı esnada ayağında çorap bulunup bulunmadığının netleştirilmesi talebi bulunuyor. Bu konuya dair yapılacak çalışma neticesinde Rojin'in çoraplı olduğu tespit edilmesi halinde, çorapların suda mı çıktığı ya da harici bir müdahalenin olup olmadığı belirlenmiş olacak.
Kampüs içinde ve olay yerinde herhangi bir güvenlik zafiyetinin bulunup bulunmadığı, sahil şeridindeki aydınlatma sisteminin yetersizliği, çalışmayan veya sökülen kamera sistemleri, yurt idaresinin Rojin'in yurda dönmemesi üzerine aileye zamanında haber vermemesi, ihmali bulunan görevlilerin tespiti gibi konular da halen belirsizliğini koruyor.
Edinilen bilgilere göre baz daraltma çalışması, deniz araçları ile ilgili rapor, telefonun açılmasına ilişkin inceleme, görüntülerin iyileştirilmesi gibi başvurulara yönelik cevapların bir süre sonra dosyaya eklenmesi bekleniyor. Tüm bunların dosyaya eklenmesiyle dosyanın seyri de netlik kazanmış olacak.
Rojin Kabaiş'in okul kaydından olayın yaşandığı güne dair yaşanan önemli gelişmelerin kronolojisi ise şöyle:
25 Eylül 2024: Rojin Kabaiş ve babası Nizamettin Kabaiş, üniversite kaydı için Van’a geldi ve aynı gün üniversitede kayıt işlemleri yapıldı.
26 Eylül 2024: Rojin Kabaiş ve tanıştığı arkadaşları üniversite sahilinde gezintiye çıkıyor ve daha sonra tekrar yurda dönüyor.
27 Eylül 2024: Rojin Kabaiş, akşam yemeğinden sonra oda arkadaşına mesaj çekerek, sahilde çakıl taşı toplamaya çağırıyor. Arkadaşı çarşıda olduğunu ve gelemeyeceğini söylüyor. Aynı dakikalarda yani saat 18.10’da Rojin Kabaiş yurttan çıkarak annesine markete gideceğini söylüyor. Ancak markete girmeden sahile şeridine iniyor. Bir süre bankta oturduktan sonra ayağa kalkarak yürüyor ve kamera açılarından tamamen kayboluyor. Bu Rojin Kabaiş'in görüldüğü en son an olarak kayıtları geçiyor. Yurt yönetimi duruma dair aileye herhangi bir bilgilendirmede bulunmuyor.
28 Eylül 2024: KYK ve üniversite yönetimi, sabaha kadar duruma dair ne emniyet ne aileye bildirim yapmıyor. 18 saatin ardından aileye kızlarının kaybolduğu haberi iletiliyor. Aile, Diyarbakır'dan yola çıkarak akşam saatlerinde Van’a varıyor. Ailenin Van’a varması ile çocuklarının kaybolmasının üzerinden neredeyse 24 saat geçmiş oluyor. Arama çalışmaları ise tam 24 saat sonra başlatılıyor. Aile, kendilerine iki gün sonra bilgi veren Seyyid Fehim Arvasi Kız Yurdu yetkilileri hakkında aynı gün suç duyurusunda bulundu.
29 Eylül-1 Ekim: Arama çalışmaları sadece üniversite içerisinde yoğunlaşıyor.
2 Ekim 2024: Daha önce Bardakçı ve üniversite etrafından yapılan aramalar bu kez Van Gölü’ne yoğunlaştırıldı. AFAD, HADAK arama kurtarma ekipleri, Van Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekipleri, sahil güvenlik ekipleri, dalgıç, jandarma ve polisler tarafından arama yapıldı. Aynı gün Rojin Kabaiş'in telefonu Ankara’ya gönderildi.
10 Ekim 2024: İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, olaya dair yaptığı açıklamada, Rojin Kabaiş’in başörtüsünün Van Gölü kıyısında bulunduğunu duyurdu.
15 Ekim 2024: İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “27 Eylül 2024 Cuma günü KYK yurdundan ayrılan ve 18 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş kızımızın maalesef cansız bedeni ekiplerimiz tarafından Van Gölü Molla Kasım Köyü sahilinde bulundu" açıklaması yaptı. Cenaze Van Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Cenazeyi bulan Mehmet Emin Anka, sahilde yürüdüğü sırada cansız bedeni fark ettiğini söyledi. Daha sonra dosyada bedenin bulunduğu yer ile kaybolduğu yer arasındaki mesafe ve Van Gölü’ndeki akıntı koşulları da tartışma konusu oldu. Cenaze aynı gün ATK'ye kaldırıldı. 8 saat süren otopsiyle, vücut bütünlüğünün bozulduğu tespit edildi. Aile çocuklarını elbisesinden teşhis etti. Rojin Kabaiş’ten alınan 100’den fazla numunenin bir kısmı Van ATK’ye bir kısmı ise İstanbul ATK’ ye gönderildi. Ön otopsi inceleme sonucu raporu Van Barosu’na verilmezken, savcı dosyaya “gizlilik kararı” getirdi. Otopsi sonrası cenaze aileye verildi.
16 Ekim 2024: Rojin Kabaiş, Amed'de bulunan Yeniköy Mezarlığı’nda defnedildi. Van Baro Başkanı Sinan Özaraz, savcının sivil toplum kuruluşlarını ATK sürecinin dışında tuttuğunu söyledi. Otopsiye katılan Dr. Hüseyin Yaviç, vücudun deforme olduğunu belirterek, “Şüpheli görünen bazı bulgular vardı, numuneler alındı” açıklaması yaptı.
03 Kasım 2024: İktidara yakın medya kuruluşları ATK raporunu haberleştirdi. Haberlerde, ATK raporunun hazırlandığı ve Rojin Kabaiş'in boğularak öldüğünün tespit edildiği iddia edildi. Aynı gün savcı, raporu Van Barosu'na teslim etti. Raporun tespit bölümünde ölüm nedeni "suda boğulma" olarak yer aldı. Ancak boğulmanın nasıl gerçekleştiği, dışarıdan bir müdahale olup olmadığı, boğulmanın Van Gölü’nde mi yoksa göl dışında bir yerde mi yaşandığı gibi bilgiler raporda yer almadı. Baro ve avukatlar rapora itiraz etti.
3 Ocak 2025: Van Barosu, Rojin Kabaiş'in akciğerlerinde su bulunmamasına rağmen ölüm nedeninin suda boğulma olarak tespiti hususunun aydınlatılması için "Diatom testi" yapılıp yapılmadığının sorulmasıni istedi. Ayrıca yapılmışsa raporun dosyaya celbi, yapılmadıysa fethi kabir (mezarın açılması) dahil tüm yöntemlerle bu testin yapılması; bu yöntemle Rojin’in suda mı yoksa suyun dışında mı boğulduğunun tespiti istendi. ATK cevabı yazıda diatom bilimsel yönteminin Türkiye’de uygulanmadığı, uygulanamayacağı ve bilimsel olarak sağlıklı bir yöntem olmadığını belirtti.
11 Ekim 2025: Van ve Diyarbakır baroları ATK’ye giren DNA örneklerini açıkladı. Raporda, Rojin Kabaiş'in cansız bedeninden alınan örneklerin detaylı moleküler analizi sonucunda iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiği ilan edildi. Avukat Zeynep Demir, "Rojin dosyasında ilk günden itibaren oluşturulan bir intihar algısı mevcuttu. Dosya, avukatlardan gizlenerek sanki Rojin intihar etmiş gibi, Rojin’e dair aydınlatılmayan durumlar gerçekmiş gibi ATK raporlarıyla bunlar kamuoyuyla paylaşıldı. Gelinen aşamada ATK Biyolojik İhtisas Dairesi Merkezi’nin 10 Ekim’de gönderdiği raporla birlikte Rojin Kabaiş dosyasında şuana kadar bulaş olma ihtimali üzerinde durulan, ancak bulaş olma ihtimali bertaraf edilen iki erkek DNA’sının Rojin’in hangi bölgesinde olduğu tarafımıza açıklanmıştır. İlk DNA örneği sternal yani göğüs bölgesinde olduğu tespit edilmiştir. İkinci DNA ise intrevajinal yani vajinanın iç bölgesinde olduğu tespit edilmiştir. Bu dosya bir yıldan fazladır devam etmektedir. Gelinen aşamada bir yıl sonra ATK’nin en öncelikli değerlendirmesi gerektiği şeyi değerlendirmediğini görmekteyiz" açıklaması yaptı.
Avukat Zeynep Demir, dosyada artık cinsel saldırı olma ihtimalinin de açığa çıktığına işaret ederek, “Dosyanın bu şekilde ele alınması gerektiğini belirtiyoruz. Bu dosya üzerinde Türkiye’de kadına yönelik şiddet, şüpheli ölümleri açığa çıkaran dosya bu nedenle ATK’nin bir yıldır elinde bulundurduğu veriyi gizlemesi sebebiyle suç işlediği ortaya çıkmaktadır. Amed ve Wan barosu bünyesinde ATK hakkında bu yönlü suç duyurusunda bulunulmuştur” dedi.
13 Kasım 2025: ATK’nin Rojin Kabaiş ile ilgili sunduğu ek raporda, vücudunda bulunan iki DNA’nın bulaş ihtimalinin bertaraf edildiğini kaydetti. Rapor, Mezopotamya Ajansı (MA) tarafından kamuoyuna duyuruldu. Daha önce bulaş ihtimalinin olabileceğini ifade eden ATK, ek raporunda ise otopside bulunan, cenaze bulunduğu sırada orada bulanan, cenazenin hastaneye taşınması sırasında yer alanlar ile Rojin Kabaiş’in irtibat kurduğu (üniversite ve diğer arkadaşları vb.) kişilerin yer aldığı 134 kişiden DNA örneklerinin alındığına dikkat çekti. Yapılan DNA eşleşmelerinde Rojin Kabaiş’in vücudunda bulunan iki DNA örneğinin 134 kişiden alınan DNA ile eşleşmediği için bulaş ihtimalinin ortadan kalktığını raporladı. Yani bu tespitle birlikte söz konusu bulunan DNA’ların bulaş değil, bulaş olabilecek kişilerin dışında birilerine ait olduğunu kesinleştirdi.
Van Valiliği, Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, ihmali bulunan yurt yetkilileri hakkında soruşturma izni vermedi. Van Barosu, “Kadınların yaşam hakkını öncelemeyen hiçbir idari tasarruf meşru değildir” açıklaması yaptı. Van Barosu'nun, Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüne ilişkin KYK yönetimi hakkında "soruşturma izni verilmemesi" kararına karşı yaptığı itiraz 7 Mayıs 2026’da kabul edildi.
10 Mart 2026: Bir yıl önce İspanya’ya gönderilen telefonun şifresinin çözülemedği açıklandı. Bunun üzerine telefonun Çin’e gönderilmesine karar verildi.
23 Temmuz 2026: Çin’e gönderilen telefon, verilerin silinebilme ihtimaline karşı açılmayarak geri gönderildi. Hazırlanan raporda, üretici firma gerekli izinlerin sağlanması halinde firmanın erişebildiği bilgileri paylaşabilmesi için süre istediği belirtildi. Cihaz hafızasının fabrika ayarlarına döneceği ifade edildi. Soruşturmanın şuan en hayati ve kilit konumunda bulunan telefon şifresinin halen çözülmemesi büyük bir belirsizlik yaratıyor. Avukatlar ve uzmanlar şifrenin çözülmesi ile birçok durumun da aydınlanacağına inanıyor.
Kaynak: Mezopotamya Ajansı