Üniversitelerdeki taciz vakalarına dair yürütülen soruşturmalarda mağdurların değil faillerin korunduğuna işaret eden Cebeci Kadın ve LGBTİ+ Dayanışması, "Kampüsler tüm kadın ve LGBTİ+ bireyler için güvenli hale gelene kadar tüm fakültelerde; amfilerde, kantinlerde tacizci hocalara, onları koruyup kollayanlara karşı dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi yükseltelim! Kadınlar ve LGBTİ+ bireyler için baskı ve sindirme mekanizması haline gelen çürümüşlüğü teşhir edelim!" dedi

Son dönemde kampüslerde artan taciz, şiddet ve cinsel saldırılara karşı Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü'nden kadınlar ve LGBTİ+'lar yaptıkları açıklamayla tüm üniversitelerdeki kadın ve LGBTİ+'lara dayanışma çağrısı yaptı. Üniversitelerdeki taciz vakalarına dair yürütülen soruşturmalarda mağdurların değil faillerin korunduğuna işaret eden Cebeci Kadın ve LGBTİ+ Dayanışması, "Kampüsler tüm kadın ve LGBTİ+ bireyler için güvenli hale gelene kadar tüm fakültelerde; amfilerde, kantinlerde tacizci hocalara, onları koruyup kollayanlara karşı dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi yükseltelim! Kadınlar ve LGBTİ+ bireyler için baskı ve sindirme mekanizması haline gelen çürümüşlüğü teşhir edelim!" dedi.
Rojin Kabaiş cinayetinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğü'nün suçu örtbas edecek tutumuna, ODTÜ'de araştırma görevlisi İbrahim Kaan Özgencil'in bir öğrenciye yönelik sistematik hale gelen cinsel saldırısını hatırlatan Cebecili kadınlar ve LGBTİ+'lar, "Cebeci Kampüsü’nde de öğrencilerin yıllardır dile getirdiği cinsiyetçi söylemler, taciz ve istismar iddiaları karşısında iddianın muhatapları değil; mağdurlar sorgulanmaktadır" dedi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Susmuyoruz: Kampüsler eril tahakkümün ve cezasızlığın alanı olamaz!
Üniversiteler, özerk, demokratik, bilimsel düşüncenin üretildiği alanlar olması gerekirken; Patriyarkal kapitalist düzen içinde, tahakküm ilişkilerinin ve cezasızlık politikalarının yeniden üretildiği alanlara dönüşmüştür. Bilhassa kadınlar ve LGBTİ+ öğrenciler için tacizin, istismarın, ayrımcı politikaların sistematik hale geldiği kampüslerde, hiyerarşik ve bürokratik süreçler de bu mekanizmanın kusursuz işlemesi için adeta koruyucu bir kalkan görevi görmektedir.
Mağduru değil, düzeni koruyan mekanizma
Hepsini görüyoruz, biliyoruz ve tek tek ifşa ediyoruz:
Fakültelerde taciz ve istismar failleri herkesçe bilinirken üniversite yönetimleri ne yapıyor? Kendi kurumsal kimliklerini ve fail hocaları korumak için soruşturma dosyalarını sümen altı ediyor, istismara uğrayan mağduru, adeta şeytanlaştırarak, hedef gösterip suçlu ilan ediyorlar! Mağduru, “iftiracı” kisvesiyle yalnızlaştırarak suç ortaklığı yapıyorlar!
ODTÜ Biyolojik Bilimler öğrencisi bir arkadaşımız, İbrahim Kaan Özgencil isimli araştırma görevlisi tarafından uğradığı sistematik cinsel saldırıyı, şantaj ve tehditleri ifşa ettiğinde de üniversite yönetimi benzer tutumları sergilemişti. ODTÜ yönetimi idari soruşturma sürecinde faili kamuoyundan gizleyerek, idari izin hakkıyla adeta ödüllendirmiş açıkça fail aklamıştı.
2024 senesinde işlenen Rojin Kabaiş cinayetinde de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi rektörlüğü devlet ile işbirliği yaparak cinayeti örtbas etmeye ve Rojin’in sıra arkadaşlarının hak arayışını engellemeye çalışmıştı.
Bugün Cebeci Kampüsü’nde de öğrencilerin yıllardır dile getirdiği cinsiyetçi söylemler, taciz ve istismar iddiaları karşısında iddianın muhatapları değil; mağdurlar sorgulanmaktadır. Mağdur arkadaşlarımız, tamamen faili aklama mantalitesiyle kurgulanmış soruşturma süreçlerine maruz kalıyor, kurum itibarını, mağdur öğrencilerin güvenliğinin önünde tutan bir anlayışla şikayette bulunan kadınlar, hedef gösteriliyor, arkadaşlarımız “itibar suikastı” yapmakla suçlanıyor, koşullar uygunsa kurum faili apar topar emekli ederek olayı unutturmaya çalışıyor. Fail akademisyenler ise bu cezasızlık politikalarından güç alarak genç kadınları istismar etmeye devam ediyor. Biz kadınlarsa her gün bizler için daha da tehlikeli hale gelen kampüslerimizi terk etmeyecek, fail akademisyenleri ifşa etmeye devam edeceğiz!
Buradayız, korkmuyoruz, susmuyoruz! İfşa ediyoruz!
Bizler ne dekanlıkların soruşturma tiyatrolarına, ne de faillerin üzerlerine zırh gibi geçirdikleri akademik unvanlara boyun eğeceğiz! Kampüslerimizi, faillerin fakülte koridorlarında ellerini kollarını sallayarak yürüdükleri, mağdurların ise suçlu ilan edilerek kendi kampüslerinden soyutlanmak zorunda kaldıkları güvensiz alanlar olmaktan çıkaracağız!
Akademide taciz faili akademisyenleri de homofobik-transfobik söylemleri de istemiyoruz!
Cebecili Kadın ve LGBTİ+’lar olarak çağrımızdır:
Kampüsler tüm kadın ve LGBTİ+ bireyler için güvenli hale gelene kadar tüm fakültelerde; amfilerde, kantinlerde tacizci hocalara, onları koruyup kollayanlara karşı dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi yükseltelim! Kadınlar ve LGBTİ+ bireyler için baskı ve sindirme mekanizması haline gelen çürümüşlüğü teşhir edelim!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Koruma, aklama, failleri yargıla!
Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Sendika.Org