Husiler hem Riyad'ı vurdu hem de Babülmendep Boğazı'nın kontrolünü ele geçirecek bir taarruz başlattılar. ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve müttefikleri panikte. İran'da askeri gücünün sınırlarını gören ABD, yeni bir cepheye dağılmaktansa işbirlikçilerinin devreye girmesini bekliyor. Erdoğan'ın Suudi Arabistan ve Pakistan liderleriyle imzaladığı Mekke Antlaşması, Türkiye'yi de bu savaşın içine çağırıyor

ABD’nin 28 Şubat’ta başlattığı İran savaşı, yeni ABD saldırıları ve İran misillemeleri ile devam ederken İran’ın Yemen’deki müttefiki Husi güçleri ile Suudi Arabistan arasında çatışmalar bütün dünyayı etkileyen yeni bir evreye taşındı.
Yemen 2014’ten bu yana iç savaş içinde ve başkent Sanaa dahil ülkenin Kızıldeniz’e yakın batı bölgelerini elinde tutan Husi güçleri, yalnızca Suudi destekli Yemen Başkanlık Konseyi ile değil doğrudan Suudi Arabistan’la ve İsrail ile de çatışma halinde.
Etkili bir gerilla savaşı veren ve İsrail’i ve Suudi Arabistan’ı vurabilecek bir füze kapasitesine sahip olan Husiler son dönemde yönlerini Babülmendep’e çevirdi. Kızıldeniz’i Aden Körfezi'ne bağlayan uluslararası ticaret yolu Babülmendep Boğazı’nın kontrolünün Husilerin eline geçmesi ile ABD ve İran arasında Hürmüz Boğazı üzerinden süren çatışma yeni bir boyut kazanmış olacak.
Suudi Arabistan açısından Hürmüz Boğazı’na alternatif bir ticaret yolu sunan, bunun de ötesinde Akdeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan uluslararası deniz ticaret yolunun kapısı niteliğinde olan ve yine uluslararası fiberoptik bağlantıların geçtiği boğazın kontrolünün İran müttefiki Husilerin eline geçecek olması ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve müttefiklerini endişeye itmiş durumda.
İran ile savaşında askeri kapasitesinin sınırlarını gören ve güçlerini farklı cephelere dağıtmak istemeyen ABD, bu konuda müttefiklerinin devreye girmesini istiyor.
Tam da bu süreçte Husiler, Suudi destekli güçlerin saldırılarına misilleme olarak 8 Eylül günü doğrudan Suudi başkenti Riyad’ı ve enerji tesislerini hedef alan saldırılar düzenledi. Suudi Arabistan’ın hava saldırılarını da savunma sistemleri ile püskürttü.
Bu saldırılar üzerine Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Mekke Ortak Savunma Antlaşması’nın devreye girip girmeyeceği tartışılmaya başlandı.
NATO’nun 5. maddesinden ilhamla içeriği belirlenen anlaşmaya göre üç ülkeden birine yapılan saldırı bütün taraflara yapılmış sayılıyor.
Pakistan Savunma Bakanı Hoca Muhammed Asıf, basına yansıyan demeçlerinde Yemen’deki çatışmaların Suudi Arabistan’a taşması halinde Mekke Anlaşması’nın devreye gireceğini ve gereğini yapacaklarını söyledi.
Türkiye Dışişleri’nden yapılan açıklamalarda ise Riyad’a yönelik saldırılar kınanırken Mekke Antlaşması’na herhangi bir atıfta bulunulmadı.
Öte yandan Mekke Antlaşması imzalandığında durum memnuniyetle karşılayan ABD’nin, Türkiye üzerindeki basıncı da artıyor.
9 Eylül günü ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barack’ın ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Darrell Issa ile birlikte düzenlediği Beştepe ziyaretinde Tayyip Erdoğan'la ne konuşulduğu kamuoyuna açıklanmadı.
Ancak NATO zirvesinde gündeme gelen CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F35 savaş uçaklarının teslimi gibi konular hala çözülmeyi beklerken ABD, Erdoğan iktidarının kendini kanıtlamasını bekliyor.
Sendika.Org