Çalıştırıldığı marangoz atölyesinde Kalfa Habib Aksoy tarafından kompresör ile cinsel saldırıyla katledilen 15 yaşındaki MESEM öğrencisi Muhammed Kendirci davasının ilk duruşması görüldü. Mahkeme, Urfa Barosu, Eğitim Sen ve davaya katılmayı talep eden diğer kurumların taleplerini reddetti. Dava 6 Ocak'a ertelendi

Urfa’nın Bozova ilçesinde, çalıştırıldığı marangoz atölyesinde Kalfa Habib Aksoy tarafından kompresörle cinsel saldırı ile işkenceyle katledilen 15 yaşındaki MESEM öğrencisi Muhammed Kendirci davasının ilk duruşması görüldü.
Duruşma yapılan itirazlara rağmen küçük salonda başlatılarak izleyiciler ve avukatlar salona alınmadı. Ayrıca Urfa Barosu, Eğitim Sen ve davaya katılmayı talep eden kurumların talepleri reddedildi.
Mahkeme heyeti, Kendirci'ye kompresör ile hava vererek katleden sanık Habib Aksoy'un sorgusunun SEGBİS üzerinden yapılmasına karar verdi. Duruşmada katil Aksoy'un tutukluluğunun devam etmesine karar verilerek 6 Ocak tarihine ertelendi.
BİRTEK-SEN Adana İl Temsilcisi avukat Tugay Bek, duruşmanın ardından yaptığı açıklamada tanık beyanlarının soruşturma aşamasında değiştirildiğini belirtti. Bek, kullanılan kompresörün ölüme sebebiyet vereceğini öngörülmesi gerektiğini ifade ederek "Sanığın kasten öldürmeden cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz" dedi. Bek'in değerlendirmesi şöyle:
Atölyede çalışan başka işçi, usta, herhangi bir kimse yok. Sadece bir işveren ve beş tane çalışan var. Bu çocuklar atölyenin bütün işlerini yapan çocuklar. Bu çocuklara işçi sağlığı ve iş güvenliği eğitimleri konusunda herhangi bir bilgilendirme yapılmadığı anlaşılıyor. Bununla birlikte, tanık beyanlarına ilişkin bizim öğrendiğimiz bir kısım tanıkların, hazırlık aşamasında, soruşturma aşamasında alınan beyanlarının aksi neticesinde beyanlarını değiştirdiğini gördük. Olayda cinayet aleti olarak kullanılan hava borusunun ölüme sebebiyet vereceğinin öngörülüyor olması gerekir. Zaten biliniyor olması gerekir. Bundan dolayı biz, yargılama neticesinde sanığın kasten öldürmeden cezalandırılması gerektiği kanaatindeyiz.
"MESEM'lerde yaşamını yitiren çocukları bir bütün olarak değerlendirmek gerekiyor"
Burada bir ihmal var. Öncelikle bu çocukların çalışmış olduğu atölyedeki koşulların hem Milli Eğitim Bakanlığı hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından denetlenebiliyor olması gerekir. Bu denetimlerin hiçbirisinin gerçekleşmediği anlaşılıyor. Çocuklar burada ucuz işgücü olarak kullanılıyor ve bu işgücü neticesinde kullanılan çocukların birçok mağduriyete yol açtığı görülüyor. Muhammed Kendirci bunlardan birisiydi. 2025 yılında MESEM ile ilgili, işyerlerinde meydana gelen cinayetlerde 94 çocuk yaşamını yitirdi. 94 çocuğun 14'ü de MESEM öğrencisiydi, Muhammed Kendirci de bunlardan birisiydi. Biz yalnızca burada Muhammed Kendirci'yi değil, MESEM öğrencisi olarak yaşamını yitiren bütün çocukları bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyoruz.
"Kamu görevlilerinin de, ihmali bulunanların da yargılanması gerekir"
İhmalde zincirinin gözardı edilmemesi gerekir. Bu yapılmadığı takdirde biz yeni Muhammed Kendircilerin ölümünü izliyor olacağız. Bunun gerçekleşmemesi için, ölümlerin önüne geçebilmek için buradaki kamu görevlilerinin de, ihmali bulunanların da yargılanması gerekir. Bir bütün olarak MESEM uygulamasının uygulanması gerekir. Biz çocukların eğitim hakkı olduğu için, çocukların haftada bir gün okula gidip geri kalan günlerde tamamen çalıştırılmasını doğru bulmuyoruz. Çünkü bunlar kötü şartlarda çalıştırılıyor, ucuz iş gücü olarak kullanılıyor.
"Davanın takipçisiyiz"
Bunun çocukların eğitimine de bir katkısı yok. Biz çocukların can güvenliğini ve eğitimini her şeyden daha önemli buluyoruz. BİRTEK-SEN olarak bu davanın takipçisiyiz. Bundan sonraki süreçte de takip etmeye devam edeceğiz.
Urfa’nın Bozova ilçesinde bir marangoz atölyesinde çırak olarak çalışan 15 yaşındaki Muhammed Kendirci, 14 Kasım’da birlikte çalıştığı kalfa Habip Aksoy ve kimliği belirlenemeyen bir kişi tarafından kompresörle cinsel saldırı sonucu ağır şekilde yaralandı. Atölyede maruz kaldığı bu saldırı sonrası hastaneye kaldırılan Kendirci, verdiği yaşam mücadelesini kaybederek 19 Kasım’da hayatını yitirdi.
Olayın ardından Bozova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, yaşananların bir işkence değil, “şakalaşma sonucu meydana gelen bir olay” olduğu ileri sürülmüştü.
Sendika.Org