Ankara'da tutuklanıp Sincan Hapishanesi'ne gönderilen LGBTİ+'ların daha ilk andan itibaren, gözaltı ve tutuklama süreçleri boyunca kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığını bildiren Kaos GL, "Zulme ve hak ihlallerine karşı arkadaşlarımızın yanındayız, sürecin her aşamasında inatla takipçi olacağız" dedi

LGBTİ+'lara yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alınan 116 kişiden 82'si tutuklandı. Yönetim ve Denetim Kurullarında görev alan yedi kişinin de tutuklandığı Kaos GL derneği, tutuklanan LGBTİ+'ların hapishanelerdeki durumuna yönelik açıklama yaptı. Ankara'da tutuklanıp Sincan Hapishanesi'ne gönderilen LGBTİ+'ların daha ilk andan itibaren, gözaltı ve tutuklama süreçleri boyunca kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığını bildiren Kaos GL, LGBTİ+'ların en üst sınırdan ceza alsalar bile hapishanede tutulmayacağını ancak bu tutuklamalarla cezalandırıldıklarını ifade etti.
Açıklamada LGBTİ+ tutsaklara çıplak muayene işkencesi dayatıldığı, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinden dolayı doğrudan hakaret, aşağılama ve tehdide maruz bırakıldıkları ifade edilirken "Zulme ve hak ihlallerine karşı arkadaşlarımızın yanındayız, sürecin her aşamasında inatla takipçi olacağız" denildi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
Kaos GL’den tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderilen arkadaşlarımızın hayatlarından ve can güvenliklerinden derin bir endişe duyuyoruz. Tutsak arkadaşlarımız, daha ilk andan itibaren, gözaltı ve tutuklama süreçleri boyunca kötü muamele ve işkenceye maruz kaldı.
En üst sınırdan ceza alsalar dahi bir gün bile kapalı cezaevinde kalmayacak arkadaşlarımız, tedbir adı altında keyfi bir şekilde tutuklandı.
Arkadaşlarımızın bir kısmı cinayet büro nezaretinde kaldı. Kaos GL üyeleri dosyadaki suçlamalar müstehcenlik ve dernekler kanununa muhalefetle sınırlı olmasına ve bu bağlamda toplanabilecek bir delil olmamasına rağmen zorla uyuşturucu testine sabah 5’te götürüldü. Testin boyutunu aşan fiziksel işkenceye maruz kaldılar. Bazı arkadaşlarımızın zorla saçları kesildi.
Sincan Cezaevi’nde ise bazı arkadaşlarımıza çıplak muayene işkencesi dayatıldı; cinsel yönelim ve cinsiyet kimliklerinden dolayı doğrudan hakaret, aşağılama ve tehdide maruz bırakıldılar.
Kanuna açıkça aykırı tutuklama kararının ardından cezaevine götürülen arkadaşlarımız kasıtlı olarak birbirlerinden koparıldı ve ayrı ayrı yerlere konuldu. Arkadaşlarımızın yarısı şu anda doğrudan tecrit altında tutuluyor. Özel sağlık durumları bulunan ve tedavileri gereği düzenli kullanmaları gereken ilaçları olan arkadaşlarımızın bu ilaçlara erişimi engellendi.
Dahası, bir grup arkadaşımızın ilk gönderildikleri cezaevinde can güvenlikleri sağlanamadığı için apar topar başka bir cezaevine sevk edilmek zorunda kaldığını öğrendik. Adalet Bakanlığı tarafından medyaya servis edilen karalama haberlerle arkadaşlarımızın güvenliği hapishane içinde sağlanamıyor.
Cezaevindeki hak ihlalleri ve insanlık dışı uygulamalar bunlarla da sınırlı kalmadı. Arkadaşlarımızın bazıları tam bir haftadır temiz kıyafetlerine ve hiçbir hijyen malzemesine ulaşamıyor. Duş için sadece kaynar su bulunuyor. İçeride, temiz içme suyuna erişim de dahil olmak üzere en temel insani ihtiyaçları dahi karşılanmadı. Temel ihtiyaçları için kantin alışverişini halen yapamadılar.
Bu insanlık onuruyla bağdaşmayan koşulları ve hak ihlallerini kabul etmiyoruz. Yetkilileri acilen göreve çağırıyor ve taleplerimizi yineliyoruz:
Gözaltı, sevk ve tutukluluk sürecinde yaşanan çıplak muayene, hakaret, aşağılama ve her türlü kötü muameleye derhal son verilmelidir.
Temiz içme suyu, hijyen malzemeleri, kıyafet ve tedavi gereği olan ilaçlar başta olmak üzere arkadaşlarımızın tüm temel ihtiyaçlarına erişimi acilen sağlanmalıdır.
Arkadaşlarımızın can güvenlikleri vakit kaybetmeksizin garanti altına alınmalı, tecride son verilerek hepsi şu an bulundukları cezaevi kampüslerinde bir arada ve yanlarında başkaları olmadan tutulmalıdır.
Bu dava siyasi bir davadır. Arkadaşlarımızın tecritte tutulmaması gerektiği gibi, can güvenliklerini tehlikeye sokabilecek adli koğuşlara da gönderilmemeli; bir arada ve başkaları olmaksızın kalmaları derhal sağlanmalıdır.
Yaşanabilecek her türlü olumsuzluktan Adalet Bakanlığı sorumludur.
Zulme ve hak ihlallerine karşı arkadaşlarımızın yanındayız, sürecin her aşamasında inatla takipçi olacağız.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Ailem Güvende" adıyla 15 ilde yürütülen operasyonlar kapsamında 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem başlatıldığını duyurmuştu. İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen soruşturmada, Kaos GL başta olmak üzere çok sayıda LGBTİ+ derneğinin yöneticileri gece yarısı baskınlarıyla gözaltına alınmış ve dernek binalarındaki dijital materyallere el konulmuştu.
"Müstehcenlik", "fuhşa aracılık" ve "Dernekler Kanunu’na muhalefet" suçlamalarıyla yürütülen süreçte Kaos GL, Pembe Hayat, SPoD ve 17 Mayıs derneklerinin internet siteleri ile aktivist, avukat ve gazetecilerin sosyal medya platformlarındaki hesapları erişime engellendi.
LGBTİ+'lara yönelik operasyon kapsamında İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Kuşadası'nda toplamda 116 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 44'ü LGBTİ+ derneklerinde veya hareket içinde aktif görev alıyordu. 44 kişinin 17'si adli kontrolle serbest bırakılırken 20’si LGBTİ+ derneklerinden, ikisi HIV+ derneklerden, ikisi aktivist ve biri gazeteci olmak üzere 25 kişi tutuklandı. Tutuklananların toplam sayısı ise 82'yi buldu.
Sendika.Org