Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, LGBTİ+'lara yönelik operasyonların LGBTİ+'lara yönelik hak gasplarının ötesine geçtiğini ifade etti. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin ardından Türkiye Psikiyatri Derneği’nin resmi X hesabı için de erişim engeli istendiğini hatırlatan TTB, HIV üzerine çalışmalar yapan kurumların hedef alınmasının bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti

Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu, LGBTİ+'lara yönelik operasyonların LGBTİ+'lara yönelik hak gasplarının ötesine geçtiğini ifade etti. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin ardından Türkiye Psikiyatri Derneği’nin resmi X hesabı için de erişim engeli istendiğini hatırlatan TTB, HIV üzerine çalışmalar yapan kurumların hedef alınmasının bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Sürecin, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) ve ardından Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) gibi bilimsel ve mesleki kuruluşların iletişim kanallarına uzanması, meselenin artık yalnızca belirli bir grubun haklarıyla sınırlı olmadığını göstermektedir.
HIV açısından durum özellikle ciddidir. HIV ile yaşayanlara yönelik damgalama ve ayrımcılık, HIV’den korunma, test yaptırma, erken tanı, tedaviye başlama ve tedaviyi sürdürme önündeki en önemli toplumsal engeller arasındadır. Bu nedenle HIV alanında çalışan sivil toplum kuruluşları yalnızca hak savunuculuğu yapmamakta; toplumun ulaşılması güç kesimlerine doğru, güncel ve bilimsel bilgiyi ulaştırmakta, ücretsiz HIV testi ve danışmanlık hizmetlerine yönlendirmekte, kişilerin sağlık sistemine güven içinde başvurmasını kolaylaştırmakta ve ayrımcılık ve hak ihlalleri karşısında destek sağlamaktadır.
Üstelik yapılanlar, Türkiye’nin kendi sağlık politikalarıyla da çelişmektedir. Sağlık Bakanlığı'nın Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025-2030, insan haklarını gözetmeyi; HIV ile yaşayan herkesin tanı, tedavi, bakım ve desteğe eşit erişimini sağlamayı; damgalama ve ayrımcılığı azaltmayı ve özellikle dışlanmış ve marjinalleştirilmiş gruplara ulaşmayı HIV yanıtının temel unsurları arasında tanımlamaktadır. Bakanlığın güncel açıklamalarında da sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği, doğru bilgilendirme, ücretsiz danışmanlık ve test hizmetleri ile ayrımcılık ve damgalamanın azaltılması, HIV kontrolünün önemli bileşenleri arasında sayılmaktadır.
O hâlde soruyoruz:
HIV ile mücadelede en temel belirleyici bilimsel bilgiye ve sağlık hizmetlerine erişimi artırmak iken, neden bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının iletişim kanallarına erişim engeli getirilmektedir?
HIV ile yaşayanların sağlık ve haklarına erişimini güçlendirmek Türkiye'nin resmi HIV/AIDS Kontrol Programı'nın hedefleri arasındayken, bu hedeflere ulaşılmasını sağlayan sivil toplumun faaliyetleri neden engellenmektedir?
Bilimsel bilgiye erişimin, sağlık hakkının ve yasal sivil toplum faaliyetlerinin “aileyi koruma” gerekçesiyle sınırlandırılması, halk sağlığı açısından nasıl savunulabilir?
Biz, halk sağlığının ancak bilim, haklar, demokrasi, güven ortamı, damgalamayla mücadele ve toplum katılımı ile mümkün olduğunu biliyoruz.
Sendika.Org