Proleterleşmiş Türkiye toplumu, sermaye ve onun siyasal temsilcileri karşısında oldukça parçalı, örgütsüz ve siyasetsiz. Çalışma Bakanlığı’nın yayımladığı istatistikler ya da geleneksel sendikal merkezlerin hali iç karartıcı bir tablo çiziyor. Ne olursa olsun işçi sınıfı hareketi istatistiklere, geleneksel örgütsel kalıplara, yasal barajlara takılmadan kendine yeni bir doğrultu çizmeye çalışıyor. Bu dosyada işçi sınıfı etrafındaki kuşatmayı ve sınıf hareketinin bu cendereden çıkış yollarını masaya yatıracağız

Proleterleşmiş Türkiye toplumu, sermaye ve onun siyasal temsilcileri karşısında oldukça parçalı, örgütsüz ve siyasetsiz. Mevcut yasal çerçeve, sendikal örgütlenmeyi zorlaştırdığı gibi var olan sendikal örgütlülüklere de işçi sınıfını mücadeleden alıkoydukları ölçüde “ayrıcalıklı” konumlarını sürdürme şansı tanıyor. Çalışma Bakanlığı’nın yayımladığı istatistikler ya da geleneksel sendikal merkezlerin hali iç karartıcı bir tablo çiziyor. Ne olursa olsun işçi sınıfı hareketi istatistiklere, geleneksel örgütsel kalıplara, yasal barajlara takılmadan kendine yeni bir doğrultu çizmeye çalışıyor.
Yakın zamanda gündeme gelen işçi direnişleri, mücadele tarzı açısından yeni bir arayışın olduğunu ortaya koyuyor. Doruk Madencilik işçileri, Şık Makas işçileri, yine Doruk Madencilik’e bağlı Yunus Emre Termik Santrali işçileri, özel sektörde çalışan öğretmenler ve mülakat mağduru öğretmenler, daha geriye gidersek Migros depo işçileri... Sendikal sınırları aşan pratikleri de gördüğümüz bu direnişlerde örgütlü-kurumsal varlık geleneksel sendikal merkezlere nazaran daha zayıf olsa da meşru-militan direniş çizgisi geniş kitlelerde sempati yaratabiliyor ve mücadeleler toplumsallaşabiliyor.
Bugün “müesses nizam”ın sendikal mücadeleye çizdiği sınır oldukça daralmış durumda. Özel sektördeki toplu iş sözleşmeleri kapsamındaki işçilerin oranı yüzde 4-5 bandında geriledi. Artık ücretler ve tazminatların yatırılması bile mücadele konusu haline geldi. Hukuki yollar tıkandı, hak gaspları cezasızlık zırhıyla korunuyor...
Geleneksel sendikal merkezlerse bu süreçte işçi sınıfının derin kuşatma altındaki mücadelesinin ihtiyaçlarını karşılamanın oldukça uzağında. Sendikal mücadeleye "müesses nizam" tarafından çizilen sınırlar bu mücadeleyi neredeyse imkansız kılarken bu sınırlarda gedikler açacak hamleler yapmaktan da imtina edildi. Hatta bu direnişlerle dayanışma düzeyinde temaslardan bile...
Direniş formuyla gündeme gelen, sempati toplayan, toplumsallaşabilen ve hatta kazanım da elde edebilen mücadele hattı ise kurumsallaşma sorunları yaşıyor.
Bu dosyada işçi sınıfı etrafındaki bu kuşatmayı ve sınıf hareketinin bu cendereden çıkış yollarını masaya yatıracağız. İstanbul’da düzenlediğimiz "15-16 Haziran Direnişi ve İşçi Sınıfı Hareketinin Güncel Doğrultusu" panelinde bu tartışmanın temellerini atmıştık. Sınıf hareketinin güncel dinamikleri ve geleneksel olanın krizi ile kol kola ilerleyen yeni bir yol açma çabalarını tartıştık. Bu dosya ile de paneldeki tartışmaları derinleştirme ve genişletme arzusundayız. Niyetimiz bu tartışmanın başlangıç noktalarını oluşturmak, üretken bir tartışmaya zemin hazırlamak, emek hareketine dair entelektüel çalışmalarla mücadele pratiğinin içinde yer alanların tartışmalarını bir araya getirmek, dünyanın farklı yerlerinde ilham olabilecek deneyimleri ve tartışmaları bu topraklardaki sınıf hareketinin ilgisine sunmak, bu üretken zemini güçlendirecek polemikleri de teşvik etmek...
Küresel emek rejimi ve dünyadan mücadele deneyimleri, Türkiye kapitalizminin yol haritası, sınıf hareketinin güncel dinamikleri, işçi sınıfının güncel kompozisyonu, örgütlenme modelleri, mücadele stratejileri ve bu çerçevedeki her türlü katkıyı bilgi@sendika.org adresi üzerinden ulaştırabilirsiniz.
Yazılar
Söyleşiler
Yazılar ve söyleşiler yayımlandıkça dosya güncellenecektir.